23 Mart 2015 Pazartesi

Büyüme sıkıntısı

Faiz savaşı geçmişte kalmış görünüyor. Merkez Bankası’nın faizleri sabit tutma kararına Cumhurbaşkanı’ndan bir tepki gelmedi.Şimdilik ateşkes devam ediyor. Ancak ekonomik büyümede endişeler giderek büyüyor. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın geçen hafta banka iktisatçılarına yaptığı sunumda “ilk çeyrekte ekonomik toparlanma görünmüyor” saptaması epey yankı buldu. Erken öncü göstergelere dayanan bu saptama oldukça gerçekçi.
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (Betam) görüşü de bu yönde. Perşembe günü yayınlanan Betam Ekonomik Görünüm notu “Geçen yıla kıyasla ilk çeyrekte büyüme yok” başlığını taşıyor. İlk üç ayın büyümesine dair bu ilk notta Betam çeyreklik büyümeyi yüzde 0,2 olarak öngörüyor. 2014 son çeyreğin tahmini GSYH’sı dikkate alındığında yıllık büyüme oranı sıfır çıkıyor. Dahası, bu benim kanaatim, şubat ve martta gidişat daha parlak olmadığından ilk çeyrekte ekonominin önceki çeyreğe göre küçülmüş olma ihtimali de var.
Büyüme ile ilgili bu olumsuz hava baş aşağı giden bir dizi göstergeden kaynaklanıyor. Ocak ayında sanayi üretimi yüzde 1,4 küçüldü. Yatırım malları hariç tüm alt kalemler, özellikle dayanıklı tüketim malları, önemli ölçüde ekside. Mayıs ayından beri düşmekte olan tüketici güven endeksi ocakta da yüzde 0,4 oranında düştü. Reel kesim endeksinde de gerileme var: Eksi yüzde 2,1. Altın hariç ihracat önceki çeyreğe kıyasla yüzde 1,4 azaldı. Bu gelişmelerin ışığında Betam özel tüketim ve yatırımı ilk çeyrekte durağan tahmin ediyor.
Ekonomik görünüm notunda yüzde 0,2 olarak tahmin edilen çeyreklik büyümeyi sağlayan yegane unsurlar kamu harcamaları ve net ihracat. Altın hariç ithalat iç talebin duraklaması ve yükselen kur nedeniyle ocak ayında yüzde 5,4 düştü. Yegane iyi haber, düşen ithalat sayesinde cari açığın azalmaya devam etmesi. Betam ilk çeyrekte cari açık-GSYH oranını yüzde 5,4 olarak tahmin ediyor. 2014’ün son çeyreğinde bu oran yüzde 5,8 olarak tahmin edilmişti. Yılbaşında 2015 büyüme oranını yüzde 3 olarak öngörmüştüm. Şimdilik gidişat daha düşük bir büyümeye işaret ediyor. Bir süre sonra büyüme tahminimi aşağı yönlü revize etmek zorunda kalabilirim.
Neler oluyor? Bir kere ihracat zayıf dış talep nedeniyle adeta yerinde sayıyor. TİM verileri ilk iki ayda geçen yıla kıyasla büyük çaplı düşüş gösterdi. Türkiye’nin ikinci pazarı olan Irak’a savaş, ihracatı fena halde vurdu. Rusya ekonomisinde patlak veren kriz de bu ülkeye olan ihracatı büyük ölçüde düşürdü. Avrupa’da ise ihracatımızı canlandıracak gelişme henüz görünürde yok. İhracatçılar Euro’nun değer kaybından şikâyetçi. İçerde ise özel tüketim ve yatırım beklediğimden daha zayıf seyrediyor. Bu zafiyetin nedenleri pek açık değil.
Tüketici güvenindeki büyük gerilemeyi reel faize bağlamak zor. Banka kredisi reel faizi enflasyon beklentilerine kıyasla yüzde 4 civarında hesaplanabilir. Bu düzey Türkiye için normal. Geçmişte daha yüksek reel faizler gördük ama tüketim tam gaz gidebiliyordu. Sanırım geçmiş yıllarda hızla artan hanehalkı borcu belli bir sınıra geldi. Hanehalkı borç oranı yüksek sayılmaz ama çok hızlı arttı. Son üç yıldır düşük büyüme ve değer kaybeden TL nedeniyle kişi başı gelir yerinde sayıyor. İşsizlikte de son bir yılda hatırı sayılır artış var. Anketlerde geleceğe yönelik beklentiler pek iyimser değil. Bu gelişmeler vatandaşı “Biraz nefes alma zamanı geldi.” diye düşündürmüş olabilir. Yatırımlar da bu kapalı havadan olumsuz etkileniyor. Ayrıca siyasal belirsizlikler artıyor. AKP iktidarının yargıya, medyaya, Merkez Bankası’na, hatta özel kesime baskıcı müdahaleleri yatırım ortamını, özellikle yabancı yatırımı, olumsuz etkiliyor.

(Zaman, Mart 2015)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder