kadın istihdamı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın istihdamı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2014 Pazar

Kadın işgücü piyasasında şaşırtıcı gelişmeler

Sizler bu yazıyı okurken ben Andaluzya’da olacağım, kısa bir tatil için. Yani yazıyı dün toplanan Para Politikası Kurulu’ndan önce yazıyorum. Bu kısa tatil olmasaydı el mecbur PPK kararlarını tartışacaktım. Tatilin yarattığı fırsattan istifade Türkiye’de çalışan kadın sayısının düşüklüğü sorununa son bulguların ışığında bir göz atmak istiyorum.
            Geçen hafta Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam) bir araştırma notu yayınladı. “Kadın işgücü piyasasında şaşırtıcı gelişmeler” başlıklı notta çalışan kadın sayısı artışında son yıllarda ortaya çıkan ivmelenme analiz ediliyor. Bu ivmelenmede önemli miktarda orta yaşa mensup vasıfsız ev kadının çalışmaya karar vermesi önemli paya sahip. Sizi bilemem ama bu beklenmedik gelişme benim için sürpriz oldu.
             Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının düzenli artışa rağmen halen çok düşük olduğu herkesin malumu. Genel katılım oranı yüzde 30’u ancak aşabildi. Bu oran Avrupa’nın en düşük kadın katılım oranlarına sahip İtalya  ve Yunanistan’da yüzde 55 civarında. Tarımı dışlarsak kentlerde bu oran 2005’ten 2012’ye yüzde 18,7’den yüzde 26,1’e’yükseldi. Bu dönemde kentsel kadın işgücü 1 milyon 700 bin, istihdam ise 1,5 milyon arttı. Her ne kadar kadın işsiz sayısında 200 binlik artış olsa da yüksek isgücü ve istihdam artışları kentsel kadın işsizlik oranını yüzde 17’den yüzde 15,5’e düşürdü. Bu kadınların büyük çoğunluğunun iş bulduğunu, bu işlerin de kahir ekseriyetinin ücretli ve kayıtlı işler olduğunu özellikle vurgulamak isterim.

Son dört yılda olağanüstü artış

            Verilere yakından bakıldığında kadın istihdamında gözlemlenen artışın büyük bölümünün (yüzde 70’i) 2008-2012 döneminde gerçekleştiği görülüyor. Bu dönemde kentlerde kadın istihdamı 1 milyon 225 bin arttı. Bu artışın yarısını yüksek okul mezunları oluşturuyor. Bu normal bir gelişme çünkü yüksek okul mezunu kadınlar arasında katılım oranı (yüzde 70) çok yüksek. Yüksek okul mezunu sayısı arttıkça kadın işgücü ve istihdam artıyor. Araştırma notunda yer alan yaş gruplarına göre yıllık katılım eğrilerinde yüksek okul mezunlarında 45 yaşa kadar bir değişiklik gözlemlenmiyor. Buna karşılık 45 yaş sonrasında katılım oranlarında artış var. Bu artış büyük ölçüde ortalama emeklilik yaşındaki artıştan kaynaklanıyor.
            Aynı eğriler lise mezunu kadınların 25-54 yaş arasında işgücüne daha fazla katıldıklarını gösteriyor. Diğer ifadeyle orta yaş mensubu evli kadınların giderek artan oranda çalışmaya karar verdikleri anlaşılıyor. Dikkat edin, burada lise mezunu kadın sayısı artıkça genç kadın grubunda işgücü ve istihdamın artmasından söz etmiyorum. Bu yapısal dinamik zaten mevcut. Dikkat edilmesi gereken nokta çalışmayan orta yaşlı kadınların giderek artan bir bölümünün çalışmaya karar vermiş olması.

Vasıfsız orta yaş kadınların çalışma iştahı

            Ama esas şaşırtıcı gelişme lise altı eğitime sahip, evli orta yaş mensubu kadın grubunda 2008’den sonra işgücüne katılımda sıçrama meydana gelmiş olması. Bu vasıfsız kadınların 25-54 yaş grubunda katılım oranı 2008’den 2012’ye yüzde 13’ten yüzde 20,3’e yükselmiş. Dört yılda yarım milyona yakın düşük eğitimli kadın çalışmaya başlamış. Bu kadınların yaklaşık üçte ikisi ücretli ve kayıtlı işlerde istihdam edilmişler.

            Bu çarpıcı gelişmenin nedenlerini tam olarak bilmiyoruz. Bazı ipuçları ve daha ayrıntılı bilgi için Betam’ın notuna bakmanızı tavsiye ederim. Ancak şurası kesin:. Çalışan kadınların, özellikle de düşük eğitimli orta yaş mensubu çalışan kadınların sayısı bu hızla artma devam ederse sadece sadece ekonomide değil, toplumsal düzeyde de önemli sonuçlara hazır olalım.       

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Çalışan kadın sayısı ve işsizlik artıyor


Günün gözde konusu üç seçim bir arada tartışması. Siyasal açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan da önemli bir tartışma. Ama bugün üzerinde pek durulmayan kadın işgücü ve işsizliği konusunu ele almak istiyorum. ‘Üç seçim bir arada’ konusunu nasıl olsa daha çok konuşacağız. 

Geçen hafta TÜİK, şubat dönemi işgücü istatistiklerini yayımladı. Yıllık olarak işsizlik biraz arttı (yüzde 10,4’ten 10,5’e) mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik de ocak dönemine kıyasla biraz düştü: Yüzde 9,4’ten yüzde 9,2’ye. Düşük büyümeye rağmen bu nasıl oldu? Yüzeysel yanıt basit: İstihdam ve işgücü birlikte yüksek artışlar kaydettiler. Bunu daha önce de bu köşede ifade ettik. İstihdam büyümeden daha hızlı artıyor. Emek verimliliği azalıyor. Nasıl olduğu ayrı bir bilmece. Devam edeceğini sanmıyorum. Üzerinde durulmayan nokta, yıllık istihdam ve işsizlik artışının kadınlardan kaynaklandığı. 

Aşağıdaki tablo çok açık. Erkeklerde işsizlik oranı geçen yılın şubat dönemine kıyasla yüzde 10,2’den 9,8’e gerilemiş. Buna karşılık kadın işsizlik oranı yüzde 11,1’den 12,1’e yükselmiş. Toplam işsizlik oranında yüzde 10,4’ten 10,5’e cüzi bir artış var. İşgücüne katılım oranlarına bakıyoruz (tabloda yok), erkeklerde tüm eğitim düzeylerinde az da olsa artış söz konusu. İşsizlik azaldığına göre demek ki erkek istihdam artışı işgücü artışını fazlasıyla telafi etmiş. Buna karşılık kadınlarda tam tersi bir durum söz konusu. Tüm eğitim düzeylerinde işsizlik oranlarında artışlar var. Ancak kadın istihdamının artmasına rağmen işgücü artışı daha güçlü olduğundan işsizlik artmış. Bir yılda erkek istihdam artışı 648 bin; yüzde 3,9. Kadın istihdam artışı ise 561 bin; yüzde 8,4. 

Olağanüstü 

Kadın işgücü artışındaki olağanüstülüğü belirtmek için tek bir rakam vermek yeterli olacak. 2005’ten 2012’ye kadınların işgücüne katılım oranı yılda ortalama 0,9 yüzde puan arttı, yıllık artışlar da 1 yüzde puan civarında gerçekleşti. Şubat 2012’den Şubat 2013’e katılım oranı artışı ise 2.2 yüzde puan! Bir fikir vermek için şunu da ekleyeyim: Önümüzdeki yıllarda kadın katılım oranı ortalama 2 yüzde puan artsa, Avrupa’nın en düşük kadın katılım oranına sahip İtalya’yı 13 yılda yakalarız. Bu da hiç kuşkusuz, kadın işsizlik oranı bir miktar artsa da olağanüstü bir başarı olur. Kadınlarımızın çalışma iştiharının birden kabarmasının nedenleri neler olabilir? Bu yüksek tempo devam eder mi? Doğrusu bilmiyoruz. Neler olduğunu anlamak için mikro verilere ve kapsamlı analize ihtiyaç var. Şimdilik birkaç gözlemle yetinmek zorundayız. Önce, son bir yılda kadınları çalışmaya teşvik edecek özel destek politikaları devreye girmedi. Artışlar kendiliğinden olmuş gibi. Diğer gözlemlere gelince. Bir kere kadın istihdam artışının 424 bini, dörtte üçü, ücretli istihdam artışı. Yani, öyle tarımda ya da hizmet sektöründe kendi hesabına çalışan kadınlar ağırlıkta değil. İkincisi, kayıtdışı ücretli kadın istihdam artışı 100 binle sınırlı. Ücretli kadın istihdam artışının dörtte üçü kayıtlı. Üçüncüsü, bu artışlar büyük ölçüde hizmet sektöründe. Dördüncüsü, kadın işgücüne katılım oranlarındaki en yüksek artışlar lise ve üniversite mezunları arasında: Sırasıyla 2.5 ve 2.6 yüzde puan. 

Özetle, kadınların işgücü piyasasına girişinde genel bir hızlanma var. Bu iyi haber. Ama geçici mi değil mi? Yakından takip ve daha çok araştırma gerekiyor.

20 Mart 2013 Çarşamba

Kadın istihdamında patlama


Cuma günü yayınlanan Aralık dönemi işgücü piyasası istatistikleri işsizlikte dikkat çekici artış gerçekleştiğini ortaya koydu. Doğal olarak medya bu sonucu öne çıkardı. Aslında bu sürpriz bir gelişme sayılmaz. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir süredir artış eğiliminde. Oran geçen Haziran döneminde yüzde 8.9 ile dip noktasını görmüştü. TÜİK’in tahminlerine göre işsizlik oranı ılımlı ama ısrarlı artışlar sonucunda Aralık döneminde yüzde 9,6’ya yükseldi.

Kadın istihdamı hizmetlerde hızla artıyor
            Kime sorsanız büyümede yaşanan sert düşüşün işsizliği artırıcı etki yapacağını söyler. Düşük büyüme düşük istihdam artışı demektir. Türkiye gibi işgücünün sürekli arttığı bir ülkede, düşük istihdam artışının işsizlikte artışa neden olması doğaldır. Ama burası Türkiye. Her zaman şaşırtıcı gelişmelere hazırlıklı olmak gerekiyor. İşsizlikteki  artışın ardında iki şaşırtıcı gelişme söz konusu: Birincisi, düşen büyümeye rağmen istihdamın hızla artmaya devam etmesi. Dolayısıyla işsizlikte artış, istihdam yetersiz kaldığından değil, işgücü artışının istihdam artışından daha hızlı seyretmesinden kaynaklandı.  İkincisi şaşırtıcı gelişme ise, kadınların daha önce hiç gözlemlenmediği ölçüde çalışma yaşamına katılarak kadın istihdamını artırmaları.

* * *
            Bu iki şaşırtıcı gelişmeyi rakamlarla özetleyelim. Büyümede sert düşüşün ortaya çıktığı 2012’nin ikinci yarısında işgücü yüzde 3,2 oranında arttı. İstihdam artışı ise yüzde 2,5 oldu. Altı aylık artış oranını yıllık artışa çevirirsek yüzde 5 eder. Oysa 2012’nin ikinci yarısında yıllık büyüme oranının yüzde 3’ün altında kalacağı kesin görünüyor. Düşük büyümenin istihdama gecikme ile yansıması doğal ama firmaların çalışan sayılarını üretim düzeylerine uyarlamaları için bir kaç aydan fazla bekleyeceklerini sanmıyorum. Bu artışta kamunun önemli paya sahip olduğunu tahmin ediyorum. Kuşkusuz başka etkenler de rol oynamış olabilir. Araştırmak gerekiyor.


            İstihdamda beklenmedik artışın çarpıcı yönü, kadınların bu artışta büyük rol oynaması. TÜİK’in yıllık rakamları durumu özetliyor. Aralık 2011’den Aralık 2012’ye istihdam 1 milyon 88 bin kişi arttı. Bu artışın yarısı, tam olarak 539 bini kadın istihdamındaki artıştan kaynaklandı. Tarımda kadın istihdam artışı 48 binden ibaret. Artışın yüzde 90’ı tarım dışı sektörlerde, özelikle de hizmetlerde gerçekleşti. Artışın yüzde 70’i de ücretli istihdamdan oluşuyor. Kadın istihdam artışında yüksek öğrenim mezunlarının ağırlığı dikkat çekici. Bu grupta işgücüne katılım oranı (çalışanların ve iş arayanların kadın çalışabilir nüfusuna oranı) bir yıl içinde yüzde 70,4’den yüzde 74’e yükseldi. Daha önce görülmemiş bu sıçrama başlı başına manşetlik bir haber. Bu arada kadın işsizlik oranının da yüzde 12,2’den 15,9’a çıkarak kayda değer bir artış kaydettiği not edilmeli.
* * *
            Kadın işgücünde ve istihdamında ortaya çıkan hızlanmayı  bir süredir Betam’da izliyorduk.  Cuma günü yayınlanan İşgücü Piyasası Görünüm notuna bir kutu ekleyerek, tabir caizse, kadınları mercek altına aldık. Aşağıdaki iki grafik çalışan kadın cephesindeki gelişmeleri az da olsa aydınlatıyor. 2011 yılından itibaren mevsim etkisinden arındırılmış tarım dışı kadın istihdamında artış hızlanıyor ve belirgin biçimde işgücü artışının üzerine çıkıyor. Doğal olarak tarım dışı kadın işsizlik oranı da hızla düşüyor (işsizlik grafiği için betam notuna bakılabilir). Buna karşılık son dönemde kadın işgücünde de hızlanma dikkat çekiyor. Bu çarpıcı gelişmenin bir diğer yönü de eğitim düzeyleri itibarıyla eğilimlerin farklılaşması. Yukarıda belirttiğim gibi en yüksek istihdam artışı yüksek öğrenim gören kadınlarda. Hemen ardından ilk öğretim ve daha düşük eğitime sahip kadınlar geliyor. Bu iki grupta temayüz eden çalışma şevkinin farklı motivasyonlardan kaynaklandığını tahmin ediyorum. Lise mezunları arısında ise çalışma şevkinde belirgin bir canlanma yok.       



25 Şubat 2013 Pazartesi

‘Women hold up half the sky' -- Mao Zedong

When I decided to continue today with the issue of working women in Turkey, I remembered the famous slogan by the leader of the Chinese Revolution and decided to use it as the title. President Mao was trying in his historic speech given during China's resistance to Japanese occupation to fight the deep prejudices of conservative Chinese society regarding the place of women in economic, political and social life.


Turkey, for sure, is not in such a dramatic situation that China was facing in the 1940s, but it is also not too far from it. The female participation rate in the labor force in Turkey is the lowest in Europe at around 30 percent. The participation rate is about 50 percent in Greece, Spain and Italy, the countries with the lowest rates in Europe.
There is no a single developed country in the world that has only a minority of its female population participating in economic activities. More women working in a household means greater income, increased savings, more disposable income for education and the health of children and finally, more rapid economic growth, without even talking about greater freedom for women. If Turkey, having reached the middle income group of countries in the last decade, wants to gain access to the club of developed countries, having much more women in the workforce is an absolute must.
The good news is that our female labor force participation rate is on an increasing path. In my column on Tuesday (“Female employment, as well as unemployment, greatly increased”), I discussed the recent strong contribution by both the female labor force and female employment to the Turkish labor market. As the labor force had increased more than employment, this resulted in an increase in female unemployment. But I would like to remark that this is just a short-term occurrence. If one considers a longer period, one observes that female unemployment is decreasing despite the continuous growth of the female labor force, as was revealed by recent research by the Bahçeşehir University Center for Economic and Social Research (BETAM). This is the second piece of good news, for sure.
According to BETAM's research (“Female participation in the labor force increases in cities,” Gökçe Uysal, Research Brief 13/143), the female participation rate increased from 17.8 percent to 24.9 percent from 2004 to 2011 while the female unemployment rate decreased from 17.9 percent to 16.6 percent. This decrease demonstrates an even stronger increase in the number of working women. One can remark that the improvement in female unemployment is rather limited, but let me also remark that it is quite consistent with the decrease of urban unemployment as a whole, which fell from 13.6 percent to 11.9 percent in the same period.
The third good piece of news is the growing share of formal wage earners in the total urban female employment figures. Indeed, this share rose from 55.7 percent to 61.3 percent, while the proportion of informal female wage earners (workers who are not registered with the Social Security Institution [SGK]) declined from 23.6 percent to 18 percent. So, female employment is not only rising but is also rising in legitimate jobs.
An interesting feature of the growth of the female labor force appears when this labor force is broken down according to educational levels. The urban female labor force increased by 40 percent as a whole within seven years, of which 47 percent was made up of women with an education of less than eight years. This fact is important because it shows that the attraction of working, for whatever reason, is just not limited to educated women. Until the cited BETAM research, it was well known that the improvement of female education is the main driver of the growth of women in economic activities. What's going on? To have some explanations we need to have more information about the decisions driving unskilled women to work.
That said, let me finish with some insights from an econometric analysis done by BETAM. Consider a married woman with five years of education who lives in İstanbul. Let her be our benchmark. A similar woman with a higher level of education will be more likely to participate in the labor force, as expected. At the same time, another woman with exactly the same characteristics but who lives in the west will be more likely to participate, while another who lives in the east will be less likely to participate. These results reveal the role of cultural factors (conservatism versus modernism) regarding the attitudes of women vis-à-vis working. If we want to accelerate the increase in female employment, we must also address the cultural dimension of the issue.

20 Şubat 2013 Çarşamba

Kadın cephesinde şaşırtıcı gelişmeler


Cuma günü açıklanan Kasım ayı işgücü istatistikleri hayli şaşırtıcı gelişmeleri açığa çıkardı. İşsizlik oranı bir yıl öncesine kıyasla 0.4 yüzde puan artarak yüzde 9,4’e yükseldi. Şaşırtıcı olan bu değil. Zaten artış bekleniyordu. 2012’de büyümenin yüzde 2,5 civarı gibi oldukça düşük bir düzeye gerilediğini biliyoruz. Düşük büyümenin istihdamı yeterince artıramaması, dolayısıyla işsizlikte artışa neden olması beklenirdi. Ancak gelişmeler bu basit nedenselliği doğrulamıyor. İşsizlik artış eğiliminde ama istihdam yetersiz kaldığı için değil işgücü daha hızlı arttığı için.

Kasım 2011’den Kasım 2012’ye işgücüne 1milyon 225 bin kişi eklendi. Eylül ve Ekim rakamları işgücünde sıra dışı bir artışın işaretlerini veriyordu. Kasım rakamları sıra dışılığı adeta bir muammaya dönüştürdü. Hane halkı işgücü anketlerinin yeni serisinin yayınlanmaya başladığı 2005’ten Kasım 2012’ye işgücü artışı hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Kriz öncesi ortalama eğilim 600 bin civarındaydı. Kriz sonrasında ortalama artış 700 binin üzerine çıktı. Ama bir milyonu geçen bir artış oldukça şaşırtıcı. İstihdam artışı da öyle. Çalışan sayısı bir yılda 1 milyon 24 bin kişi arttı. Büyüme bu kadar düşmüşken istihdamın bu kadar artması da hiç normal değil. Bu yüksek artış çok büyük ölçüde hizmet sektörünün istihdam iştahından kaynaklandı. (Bkz. 13 Aralık tarihli, “İstihdamı hizmetler sürüklüyor”). İşsiz sayısı da sonuçta 201 bin artmış oldu.

İşsizlik kadınlarda artı erkeklerde düştü

Ne var ki, bu şaşırtıcı gelişmelerden daha da şaşırtıcı olanı bu olağanüstü yüksek artışların çok büyük ölçüde kadınlardan kaynaklanmış olması. Kasımdan Kasıma işgücü 1 milyon 225 bin arttı demiştik. 668 binini kadınlar oluşturuyor. Keza 1 milyon 24 binlik istihdam artışının 497 bini kadın. Yani işgücü ve istihdam artışlarının yaklaşık yarısı kadınlardan kaynaklanmış durumda.  Oransal artışlar daha da çarpıcı: Kadın işgücünün yüzde 8,6, istihdamın da yüzde 7 oranında arttığı görülüyor. Sonuç olarak işsizler ordusuna eklenen 201 kişinin 171 bini kadın. Bu bakımdan kadın işsizlik oranındaki zıplama şaşırtıcı değil. Kasım 2011’de yüzde 10,4 olan işsizlik oranı geçen Kasında yüzde 11,4 yükselmiş. Erkek işsizlik oranında ise, sıkı durun, az da olsa düşüş var. Yüzde 8,6’dan 8,5’e geriliyor.

Kadın istihdamındaki olağanüstü artışın tarımdan kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Ama çok yanılırsınız. Tarımda kadın istihdam artışı 14 binden ibaret. Bu artışın kendi işini yaratmaya çalışan kadınlardan kaynaklanmış olabileceğini de düşünebilirsiniz. Yine yanılırsınız. Kendi hesabına çalışan kadın artışı sadece 24 bin. Uzatmayalım 497 binlik kadın istihdam artışının 405 bini ücretlilerden oluşuyor. Durun daha bitmedi. Bu 405 binin yüzde 47’si yüksek öğrenim mezunu, yüzde 46’sı ise ilköğretimden daha düşük eğitime sahip. Lise mezunlarının payı yüzde 7’den ibaret. Tek kelimeyle tuhaf! Yaşları itibariyle de baktım. Bu 405 bin ücretli kadının yüzde 44’ü 30-39 yaş aralığında, yüzde 47’si de 40-54 aralığında. Yani ezici çoğunluk orta yaşta. Bütün bu olgular açıklanmaya muhtaç bilmeceler.


Peki ne oldu da kadınlarımızın çalışma aşkı birden depreşti? Doğrusu bilmiyorum. Önce kadın işgücünde ve istihdamda bir süredir gözlemlenen olağanüstü artışların kalıcı olup olmadığına bakmak lazım. Biraz daha bekleyelim. Eğer bir ölçme sorunu yoksa daha kapsamlı ve ayrıntılı bilgiye ihtiyaç var. Bunun için de 2012 yılının mikro datasının yayınlanmasını beklemek gerekiyor. Umarım kadınlarımızın çalışma aşkı kalıcıdır. Buna ihtiyacımız var. 

19 Şubat 2013 Salı

Female employment, as well as unemployment, greatly increased

At first glance, this title can seem quite contradictory. Well, it is not. The explanation is straightforward. Female unemployment increased significantly last year despite a sizable increase in female employment because the female labor force increased more than employment. Last Friday, the Turkish Statistics Institute (TurkStat) released the labor statistics for November 2012. From November 2011 to November 2012, the overall unemployment rate increased from 9.1 percent to 9.4 percent. During this time, the labor force increased by 1.225 million, while the growth in employment was limited to 1.024 million. Thus, almost 200,000 people were added to the ranks of the jobless in the last year.


The magnitude of the increase in the labor force, as well as employment, is quite impressive. But they are also puzzling since the economic growth rate for 2012 was limited to approximately 2.5 percent according to the last estimates. This growth rate is too low to create such a large number of jobs, but this is an issue to be discussed at another time. Let me just note that most of the explanation lies in the very high job creation capacity of the service sector, but the increase in employment is so high compared to the growth of value added in the service sector that we still have a puzzle on our hands.
However, I believe the most striking feature of the Turkish labor market regarding the evolution of employment and unemployment lies elsewhere. For unknown reasons, Turkish women began to have a greater taste for working. Indeed, women were a key part of both the increase in employment and unemployment last year. According to TurkStat, the annual increase (from November 2011 to November 2012) of the labor force was 1.225 million, while the growth in employment was 1.024 million as noted above. Now, the female labor force increased by 668,000 in the same period while the increase in female employment was limited to 497,000. The number of jobless women increased by 171,000 and the female unemployment rate rose to 11.6 percent from 10.4 percent a year ago.
To summarize, almost half of the total labor force increase, as well as that of employment, comprise women. The increase in the number of unemployed women constitutes 85 percent of the total increase in unemployment. The rates of growth of the female labor force and employment, at 8.6 and 7 percent, respectively, have never been seen before and they are absolutely astonishing. I would like to add that the male unemployment rate did not increase during the same period but slightly decreased from 8.6 percent to 8.5 percent. So, the gap between male and female unemployment widened even further.
Some people believe that agricultural employment could have played a role in this astonishing increase in female employment, as this was the case in the recent past. Well, the figures show that agriculture made a marginal contribution to the increase in female employment; indeed, female employment in agriculture increased only by 14,000. Others might believe that this surprising increase in female employment could be due to women becoming self-employed. Well, they would still be mistaken. Female self-employment increased only by 24,000. Let me add that the increase in the number of women employed as unpaid family workers was limited to 61,000. So, out of 497,000 women added to the ranks of the employed last year, 405,000 were wage earners and most of them (80 percent) found jobs in the service sector.
What is happening? To be frank, I have no idea at the moment. We need more information before putting forward some explanations. We have to look more closely at the statistics, particularly at the socioeconomic characteristics of these women who made a spectacular entry into the labor force last year. To do this, we need the micro data of the labor statistics related to 2012, which is not yet available. However, some cross tabulations for November 2011 and 2012 reveal that out of the additional 405,000 wage-earning women, 47 percent have a tertiary-level education, 46 percent possess an education level less than eight years and the share of those with a high school education is only 7 percent. The last puzzle I can add to this puzzling issues is that 44 percent of these new female wage earners are aged between 30-39 while 47 percent of them are between 40-54. So, one could say that the taste for work seems to be a phenomenon concerning middle-aged women.